|
|
 |
Okunma |
|
315
|
ÖLÜLER GÖMÜLMEDİ
sen kerpiç duvarlarla çevrili dar odalarda alçak pencereli toprak damlarda büyüdün sen ırmak ve göl kıyılarıyla kol-kola sümbüllerin mavisine batmış çayırlarda yürüdün
sen ne vakit çürüdün
ah ciğerim nereden alıştın böyle başını soğuk taşlara koymaya sen nereden tanıştın bu kara kışla
kaç asırlıktır aktarılan bu dam ve altında yudum yudum içtiğin gam kaç asırlık tufanların kıyımında kırık bir dal gibi duruyorsun zaman hangi gülüşte, hangi düşte aldı gitti seni uzaklara bak tarihi olmayan mezar taşlarına bak esnemeyen toprağa
geziniyor üstünde sonbaharın elleri
ah ciğerim, durma öyle boynu bükük şakayık gibi saflığındandır dilindeki bu yara kendi yerine koyduğundandır kim hilesiz -kim çıplak herkes kendi kuytusunda bir başkadır
sallanıp durma sanrının sarkacında açılır küflü sandık açılır küflü sandık çıkar yedi başlı ejderha üstünde sığırcık sürüsüdür alaz tutunma kanadına
çivisi çıkmış insanlığın sarkıyor kara yüzlü duvarlarda dokunma dokunma bir hayat varmışçasına yokla saçlarının dibinden geçen korkuları
çatlar toprak, susarken zaman çatlar toprak dökülür yüreğinin en ücra köşeleri susar, susar da yanıtsızlaşır ve salt acı gittikçe koyulaşır
sen böyle ağladıkça ve dudakların kanadıkça sınırsız yaralılar gibi can verirken kanayan yaralardan yaşamın akıp gittiği yüzün silme tabut, silme kefen, silme buz göstermez hayatı hiçbir ayna aynalar tuzbuz
yalancıların-aşksızların ve arsızların kımıldadığı şu boş dünyada inancın ve güvencin bozkırında esrik bir hava dolar çatıların kiremitlerin altına düşmez saçlarına gün ışığı
binlerce kelebek havalanırken aklında kara bir nara asılı kalır yürek duvarına gör bak hayat nasıl da birden bire boşalır
tetiği düştüğünde sessizliğin hangi merhem akar gözlerine soğuk tenine hangi ölüler gömülmeli ah ciğerim bütün dertleriyle eriyip toprağın derinine ölüler gömülmeli

|